Orucun Vakti Ne Zamandır?

Orucun Vakti Ne Zamandır?

Farz olan orucun vakti, Ramazan ayinin günleridir. Oruç ay takvimine göre tutulur. Bilindigi gibi kameri aylar günes takvimindeki aylara göre on gün önce gelir.
Böylece Ramazan orucuna her yil on gün erken baslandigindan Ramazan ayi yaklasik 33 yilda sira ile yilin bütün mevsimlerini dolasmis ve oruç tutacagimiz zamanlar da degismis olur. Bu durum, müslümanin degisik mevsimlerde oruç tutmasini ve dolayisiyla her mevsimin zorluklarina kendini alistirmasini ve yoksullarin çesitli mevsim sartlarinda çektikleri sikintilari anlamasini saglar.
Bilindigi gibi dünya üzerinde bölgeler arasinda önemli farklar vardir. Meselâ; Kuzey yarim kürede kis iken güney yarim kürede yaz hüküm sürmektedir. Eger oruç, günes takvimine göre belirli bir mevsimde tutulsaydi, bazi bölgelerdeki müslümanlar ömür boyu soguk mevsimde oruç tutarken bazilari daima sicak günlerde tutacak, ayni sekilde müslümanlarin bir kismi daima uzun günlerde oruç tutarken, bir kismi da kisa günlerde tutmus olacakti. Böylece bazi müslümanlar orucu her zaman kolaylikla tuttugu halde bazilari da daima güçlük içinde tutmak zorunda kalacakti.
Orucun, yilin bütün mevsimlerini sira ile dolasan kameri bir ayda (Ramazanda) tutulmasi ile bu sakincalar ortadan kalkmistir.
Ramazan Orucu Kaç Gündür?
Ramazan ayi, bazi yillarda 30 gün, bazi yillarda da 29 gün olur. Peygamber Efendimiz bir kere iki elinin on parmagini açarak:
– Bir ay: “söyledir, söyledir” buyurmus ve üçüncüsünde serçe parmagini kisarak: “söyledir” demistir ki bu, 29 oluyor. Sonra:
– Bazi ay da: “söyle, söyle, söyledir” demis ve on parmagini üç defa açip kapayarak bazi ayin otuz olduguna isaret etmistir.
Ramazan ayinin 30 gün çektigi yillarda tutulan oruç tam oldugu gibi, 29 gün oldugu yillarda da yine tamdir. Çünkü farz olan ayin tamamini oruç tutmaktir. Bu sebeple Ramazan ayinin 29 gün oldugu yillarda orucun eksik olmasi sözkonusu degildir.
Nitekim Peygamber Efendimiz dokuz Ramazan orucu tutmustur. Bu Ramazanlarin dördü 29 gün, besi de 30 gün olmustur.
Ramazan ayi girmeden önce, onu karsilamak maksadiyla bir veya iki gün oruç tutmak dogru degildir. Böyle bir oruç, farz olan ve kaç gün oldugu kesinlikle bilinen Ramazan orucuna ilâve endisesi tasidigi için mekruh görülmüstür.
Peygamber Efendimiz söyle buyurmustur:
“Sizden biriniz Ramazani bir gün veya iki gün oruçla karsilamasin. Ancak mu’tadi olan bir orucu tutuyorsa onu tutsun.”
Ancak, ayin ve haftanin belirli günlerinde oruç tutmayi aliskanlik haline getiren kimsenin oruç tuttugu günler Ramazan öncesindeki iki güne rastlarsa bu oruçlari tutmak mekruh olmadigi gibi, Ramazandan önce iki günden fazla oruç tutmak da (Ramazana ilâve endisesi ortadan kalktigindan) mekruh degildir.
Ramazan Ayi Nasil Belirlenir?
Ramazan ayinin baslayis ve bitisi ile bayram gününün dogru olarak tesbit edilmesine gelince:
Kamerî aylar, özellikle Ramazan, sevval ve zilhicce aylarinin tesbit edilmesi bu aylara ait hilâller, gözlemle tesbit edildigi gibi bunlar astronomik hesaplarla da belirlenebilir.
Islâmin ilk yillarinda astronomi ilmi, ayin hareketleri hakkinda kesin ve dogru bilgi verecek seviyede olmadigindan Ramazan ayinin baslangici ile bayram hilâl’i görülerek tesbit ediliyordu.
Astronomi ilmi bu gün kesin sonuçlar vermekte, astronomik hesaplarla çok önceden ayin hareketleri saat, dakika ve saniyesine kadar tesbit edilmektedir.
Astronominin bugünkü kadar kesin ve yaygin olmadigi asirlarda bile Islâm âlimlerinin bir bölümü Ramazanin baslangici ile bitiminin astronomik hesaplarla tesbit edilebilecegini ve buna göre oruca baslanip bayram yapilabilecegini belirtmislerdir. Bu gün ise, astronomi ilmi ayin hareketleri hakkinda dogru ve kesin bilgi verecek seviyeye gelmis, kamerî aybaslarinin tesbitindeki süpheler ortadan kalkmistir. Ramazan ve bayram hilâllerinin tesbiti için yapilan gözlemler de astronomik hesaplarin dogrulugunu göstermistir.
Ister hilâli görerek, ister astronomik hesaplarla olsun maksat; Ramazanin baslangiç ve bitis günleri ile bayram tarihlerinin dogru olarak belirlenmesidir.
Dinimiz, ilim ve tecrübeye büyük önem vermis, Islâm bilginleri ilmin hemen her dalinda oldugu gibi astronominin gelismesinde de degerli çalismalar yapmislardir. Hal böyle iken, ayin ve günesin hareketleri hakkinda kesin bilgiler veren ve pek çok kolayliklar saglayan astronomiden oruç vaktinin belirlenmesinde ilme büyük deger veren bir dinin mensuplari olan müslümanlarin yararlanmasi gerekmez mi?
Astronomik hesaplarla kameri aylarin tesbiti, bu gün ortaya atilmis bir görüs degildir. Asirlarca öncesinden itibaren bu yolla, Ramazan ve bayramlarin tesbit edilmesinin caiz oldugu görüsünde olan pek çok Islâm âlimi geldigi gibi, günümüzdeki ilim adamlarinin çogunlugu da bu görüsü benimsemektedir.
Kaldi ki, namaz vakitleri de ilk zamanlar görünüse göre günesin hareketine (gerçekte ise dünyanin günes etrafinda dönmesine) bagli olarak isik ve gölge durumlarina göre çiplak gözle tesbit edildigi halde, günümüzde yine kitap ve sünnetteki ölçüler esas alinarak önceden hesapla belirlenip takvimlerde gösterilmektedir.
Günlük orucun baslangiç (imsak) ve bitis (iftar) vakitlerinin tesbiti de yine günese göre namaz vakitlerinde oldugu gibi astronomik hesaplarla yapilmaktadir. Hesapla yapilan bu tesbitleri dileyen kimse, gözlemle de yapabilir.

Author: RealRA

Bir cevap yazın